Merhaba adım engin. başımdan geçen güzel b ir fantazik olay anlatı cam sizlere. İzmir'deyim 2 7 yaşındayım  ;evliyim. işe gidip gelirken genelde arabam olmasına rağmen&nb sp;belediye otobüslerini tercih ederim. sabahları da bizim buralarda trafik sagolsun karmaşıkt ır. ve genelde insanlar belediye otobüslerini kullanırlar. ve acayip kalab alık olur. genelde ben 3. durakda binerim ve kalablık olur ama tam deil bugün de öle oldu. otobüse bindim kentkartımı bastım ve ortalara doğru ,ilerlemeye başladım. az ilerde uzun boylu altında siyah bir etegi olan ve kalçaları etekden dışarı fışkırmışcasına diri ve okadar tatlı gzleri vardıki acaip etkilenmiştim ve tamda arkasında durdum ilerleyemiyorduk artık. ben hafifce geri cekilerek önce bu güzel kalçanın sahibinden bi hareket bekledim ama cok şeker biriydi. sonra otobüs doldukça o güzel götü kasıklarımda hissetmeye başladım........DEVAMI
sevgili okurlar daha önce buraya 3 tane hikayemi yazmıştım ama site yönetimi sağolsun hiç birini yayınlamadı olsun ben burada yazmaktan ve okumaktan zevk alıyorum.neyse başımdan geçen olayı anlatmak istiyorum sizlere işim nedeniyle yeni bir eve taşınmıştık ilk günü gördüm komşumuz buketi 165 boylarında simsiyah uzun saçları iri göğüsleri yüksek topuklu ayakkabılarıyla bacakları dahada seksi görünen mini kot eteğiyle karşılamıştı bizi hoş geldiniz dedi ben hafif tebessüm ederek eve girdim eşim kapı önünde biraz sohbet etti aradan 1 hafta geçmişti ki eşim komşumuz bizi akşam oturmasına çağırıyor dedi yemekten sonra kalktık yan komşumuz buketlere geçtik eşi orta yaşlarda biriydi buket se çok sıcak kanlı yerinde duramayan 1.5 yaşında oğlu olan bir kadındı yine çok seksiydi yine mini bir etek göğüsleri dışarı fırlıyacakmış gibi onları fırlamasın diye zar zor tutan siyah askılı bir badisi vardı terlikleri yüksek topuklu parmak kısmı açıktı ayak parmakları ve el parmakları kan kırmızı ojeliydi bütün gece önümde çay ve yiyecek ikramı yaparken eğilip durdu sürekli onu izledim kalkan sikiimi gizlemek için şekilden şekile girdim neyse gece bitti ve kalktık eşim buketi çok sevmişti sürekli onu konuşuyordu günler bu şekilde geçerken dikkat ettim buket nerdeyse her gece bize geliyor eşimle mutfakta oturup sürekli sohbet ediyorlardı bazen onları dinliyordum sürekli kocasından bahsedip şikayette bulunuyordu eşi evle pek ilgili değildi gece geç satlerde gelip onunla pek ilgilenmiyormuş bu böyle yaklaşık 2 ay sürdü bir gün eşimle oturuyorduk pazar günü öğlen vaktiydi telefon çaldı antalya daki annesi aradı ameliyat olacağını salı günü ameliyata gireceğini söyledi eşim çok endişelenmişti ağlıyordu bende hemen uçak bileti ayarladım ve ATATÜRK HAVAALANI na arabayla götürüp uçağa bindirdm.1 saat sonra evdeydim üzerimi değişip uzandım tam dalmak üzereydim ki yan taraftan bağırışmalarla irkildim ses buketindi allah belanı versin hayvan herif madem böyle yapacaktın neden evlendin pislikkkk defol gitt orospu çocuğu diye bar bar bağırıyordu 2 dakika sonra kapı şiddetli bir şekilde kapandı merak ediyordum ne oldu acaba diye ama cesarette edemiyordum gidip sormaya yarım saat sonra elime bir fincan alıp buketin kapısını çaldım kapıyı buket açtı gözleri şişti kirpikleri hala ıslaktı belli ağlamıştı meraba buket canım çok kahve çekti baktım kahve kalmamış bana bir pişirimlik ödünç kahve verirmisin dedim hayrola nalan yokmu dedi bende annesine antalyay gittiğini anlattım boş ver çiğ kahveyi geç içeri ben sana yaparım hakan abi dedi dedi rahatsız etmek istemem dedim saçmalama geç dedi bende geçtim oturma odasına bukette mutfağa 5 dakka sonra geldi elinde iki fincanla bana uzattı eğilerek yine o muhteşem göğüsleri yerinden fırlıyordu misafirliğe geldiğimiz geceki kıyafetler ve terlik vardı üzerinde 3 lü koltuğun bir başında ben bir başında o oturuyordu ortadada fincanlar buket bir bacağını diğerinin altına almış öyle oturuyordu gözlerim bacaklarına ve eteğine takıldı mini eteği oturunca sıyrılmıştı bacakları çok güzeldi mis gibi buram buram seks kokuyordu birden hayrola hakan nereye bakıyorsun sesiyle irkildim ilk kez bana ismimle sonunda abi demeden hitap ediyordu gözlerimi bacaklarından kaldırıp buketin yüzüne çevirdim sinsi gülerek hınzırca bana bakıyordu tamam yakaladın beni dedim.bacaklarına takıldı gözlerim çok seksiler dedim gülümsedi ortamızdaki fincanları kaldırıp yanıma sokuldu nefesini yüzümde hissediyordum baygın baygın baktı çok mu güzelim dedi evet dedim çokta seksisin dedim ama kocam olacak aydın kalası 1.5 senedir oğlum doğduğu günden beri bana dokunmuyor koklamıyor öpmüyor geri zekalı piç kurusu para karşılığı orospularla yatıyor dedi bende yok canım yanılıyorsundur dedim hayır eminin yakaladım telefonda kaç kez dedi konuşma ilerledikçe buket bana daha çok yaklaşıyordu başını omzuma koydu hakan çok mutsuz bir kadınım benimde hakkım değilmi sarmalanmak okşanmak öpülmak söylesene dedi evet buket seninde hakkın dedim kafasını kaldırıp bana baktı ve aniden dudaklarıma yapıştı artık ok yaydan çıkmıştı deli gibi öpüşüyorduk bir yandan öpüşüyor bir yandanda buketin o füze gibi iri ve diri göğüslerini sıkıyordum boynumu öpmeye başladı boynumu öperken kulağıma hafifçe küfüret bana sert davran köle muamelesi yap bana diye fısıldadı bu beni daha çok tahrik etmişti söyle bana kaltak 1.5 senedir hiç yarrak yemedinmi diye bağırdım ona hayır 1.5 senedir bu ama yarak girmedi elimle ve salatalıkla sikiyorum bu amı diye inledi yarak arsızı orospu şimdi seni yarrağa doyuracam dedim ve buketi kanepeye ittirdim ellerimle bacaklarını aralayıp kafamı bacaklarının arasına soktum amı sırılsıklam olmuştu bile simsiyah tangası sırılsıklamdı dilimle yalamaya başladımamının tamamını ağzıma alıp emmeye başladım sanki amını yiyordum çığlık atmaya başladı hayvan herif doyur bu amı yarrağa doyur beni sekse diye inliyordu dilimle amının dudaklarını yalıyordum elerim vucudunun her yerini sıkıyordu buket kıvranıyordu sik beni hayvanlar gibi sik beniiii yesssssssssss yessssssssssssss diye inliyordu buketin amını dilimle sikiyordum amına kodumun kaltağııı sikicem seni sabret uçucaksın birazdan diye bağırıyordummm oooooooooohhhhhhhhhhhhhhh hhhhh vahşice sikkkkkkkk harikasınnnnnnnnnnnnnnnn her deliğimi sik yarakla beni diye inliyordu dili amının içine sokup çıkarıyordum buket tirtir titriyordu geliyorum hayvannnnnnnnnnn geliyorum boşalıyorummmmmmm dilinle boşalttın beni diye çığlıklar atıyorduuuu bende kudurmuş hayvanlar gibi dilimle buketin amını sikiyordummmm buket kasıla kasıla boşaldı derin derin ohhhhhhhhhhhhlar çekerek yığıldı kanepeye kalktım iki sigara yaktım birini buketin dudaklarının arasına sıkıştırdım içmeye başladı baygın gözlerle hayvan herifffffff amımı harkulade yaladın şimdide amımı yarrağınla delmeni istiyorum dedii bende sen önce sigaranı iç bitir sonra yarrağımı amına sokarız dedimmm
İş yerimde kısım müdürü olarak çalışıyorum. Sekreterimiz kadriye ise benimle yaşıt ve bekar. Bir çok erkek arkadaşı oluyor ama bir türlü evlenemedi. Çok güzel bir kız. Zayıf mini etek ve dar düşük bel pantolon giymekten çekinmeyen uzun kıvır kıvır kahverengi saçlı tam sikmelik bir yönetici sekreteri ne derdi olsa gelir bana anlatır ve dertleşiriz. Bazen konuşma boyutlarımız her türlü yola kayar, cinsellikten bahsederiz. Kadriye hiç deneyiminin olmadığını ve bu konuda çok çekimser olduğunu söyler. Çok açık konuştuğum zamanda hep güler. Bir gün onun odasında yine böyle sohbet ederken, içimden onu öpmek geldi ve yanağından öptüm. Hayrola dedi, canım istedi dedim. Oda benim canım istedi diyerek, dudaklarımdan öptü. Şaşırmıştım. Kadriye sana sevişmeyi öğretebilirim, dedim. Ama ben kızım dedi Kadriye. "İllaki kızlığının bozulmasına gerek yok. Sürterek zevk aldırabilirim sana, bir de arkadan yaparız" "senden çok hoşlanıyorum ve ben de istiyorum ama, hadi hamile kalırsam" dedi Kadriye. Hayretle, "kızım bu yaşa gelmişsin bilmiyorsun, arkadan hamile kalınır mı hiç, sen öğle arası toplantı odasına gel" dedim. Tüm personel yemekte iken kadriyele toplantı odasında buluştuk. Hemen kapıyı kilitledim ve dudaklarına yumuldum. Elimle de gömleğinin düğmelerini açarak, göğüslerini dışarı çıkarttım. Çok diri ve uçları zeytin gibiydi. Hemen yalamaya başladım ve bir yandan da kalçasını ve amını okşuyordum. İnlemeye başlayan kadriye, daha önce tatmadığı zevk denizinde yüzüyordu. aletimi çıkartarak kadriyeyi aşağı doğru ittim. Görünce çok büyük, dedi. Ağzına almasını söyledim. Acemice önce kafasını yalarken, sonra tamamını yalamaya başladı. Ayağa kaldırdım. Utana, sıkıla mini eteğinin altından kilotunu çıkarttı. Masaya yatırarak bacaklarını açıp, amını, götünü yalamaya başladım. Kadriye bayılmış gibi bir halde inliyor, "çok güzel, çok güzel" deyip duruyordu. Bu arada önce tek parmak, sonra 2, sonra 3, sonra 4 parmak sokarak göt deliğini alıştırıyordum. Bazen acıdı diyor, ben de yavaşlıyordum. Ama göt deliği iyice genişlemiş ve kadriye en az 3-4 defa boşalmıştı. Masanın üzerinde yüz üstü çevirerek domalttım. Göt yanaklarını ikiye ayırdım ve çantasından aldığım kremi bayağı sürdüm. Heyecanlanmasın diye de amını okşamaya devam ettim. Sonra sikimin başını göt deliğine getirerek ittirdim. aletim iyice genişlemiş olan deliğe hiç bir barikatla karşılaşmadan girdi. Kadriye "aaayyyyy" diyerek inliyordu. Kıvırcık, uzun kestane rengi saçlarını elime dolaıp kısrak gibi kendime çektim pompalayarak tüm döllerimi içine boşalttım. Hemen toparlanarak giyindik. Kadriye, ömrünün en güzel dakikalarını yaşadığını, bu yaşa kadar yapmadığı için çok pişman olduğunu söyledi. Hafta 1-2 kez kadriyele toplantı odası buluşmalarımız sürdü. Şimdi kadriye 2 haftada bir onu hem amından, hem götünden, hem de ağzından sikiyorum. Bu arada benden edindiği tecrübeden dolayı erkek arkadaşıda çok memnunmuş. İlk başlarda acemi numarası yapmış ama sonra açılmış.
sene mi ta nıyordum kapı komşum du ve ewliydi.kocası arkadaşım sayılırdı..tamm arkadaşda değilde karşılaşınca ayak üstü kısa sohbetlerimiz olurdu.yani fazla samimi değildik kocasıyla..fazlada ha i senem i hak edecek bi tipte de ğildi..senem kocasından bi kaç gömlek üstün biriydi..oldukca güzel alımlı çekici insanın hemen kanının kaynıyacağı bi tipti.tabi muhteşe m v üc udu nu sölemiyorum bile..göğüsleri kalçaları heryeri bi ayrı güzeldi..her erkeğin arzuladığı tipte bi kadındı kısaca sı..tabi benimde rüyalarımı süslüyordu yalnız gecelerimde… neyse günlerden bi gün ewden çıktım aşağı kapıda senem in kocasıyla karşılaştık yine kısa ayak üstü sohbetimiz başladı.kısa bi sohbetten sonra akşamki maç için ben ewlerine davet etti..beni arayıp bulamadığım bi fırsattı bu.hemen kabul ettim tabi.akşamın olmasını sabırsızlıkla bekledim..akşam oldu ben elimde bi kutu tatlı ve cerezlerle kapıyı çaldım..kapıyı senem açtı.hoşgeldiniz buyrum dedi..senem in gözlerine bakarak h.bulduk dedim ve e geçtim kocası karşıladı bu kez içerde h.g dedi bende h.b dedim ve oturduk beraberce.senem karşımdaki koltuğa oturmuştu kocasıda yanımda oturuyordu.senem in üstünde yakası oldukça açık askılı bi body ve diz üstünde bi eteği vardı ama eteğin yandan yırtmacı oldukca fazlaydı neredeys boydan yırtmaçlıydı.. neyse sohbete başladık daha maca yarım saat kadar vardı.bu arad a senem sürekli mutfağa gidip önümüzdeki sehpayı donatıyordu..çerezler meyveler en sonda da içkileri getirmişti..sehpaya elindekileri bırakmak için eğilince neredeyse göğüslerinin tamamı nı görebiliyordum kacamak bakaışlarla göğüslerine bakıyordum sürekli.siyah bi sütyen takmıştı..her mutfağa gidişinde de o muhteşem kalçalarını izliyordum.. maç başladı biz kocasıyla maçı izlemeye başladıkbi yandan içkilerimizi içip meyveden cerezden yerken bi yandan da sohbet ediyorduk..senem sürekli içiri gidip geliy ordu ve sanırım işini bitirdi yine karşıma oturdu.ben arada çaktırmadan maç yerine senem i izliyordum..kocası gözünü maçtan ayırmıyordu hiç.sohbet ederken bile gözü sürekli tv de maçtaydı.bu yüzden senem i rahatca izliyordum bende.senem de benim ona olan ilgimi sanırım anlamıştı..önce hiç aklında yokken sanırım aklına girmiştim..bi süre sonra senem de frikikler vermeye başladı..önce bacak bacak üstüne atıp yırtmacını yandan ice açtı ve sütun gibi bacaklarını sundu gözümün önüne..kocası yanda olduğundan görmüyordu bcaklarını..h oş tam karşısında da olsa gözü maçtan başka bişey görmüyordu zaten.senem arada diğer b acağını indirip diğerinin üstüne atıyo rdu ve bu atmaları oldukca yavaş yapıp küloduna kadar görmemi sağlıyordu..küloduda sütyeni gibi siyahtı.takım çamaşır giymişti.bu şekilde macın ilk yarı sına kadar devam ettik..maçın ilk yrısı bitince kocası ayağa kalktı ama kalkmasıyla geri oturması bir oldu..sanırım sarhoş olm uştu..tuvalete gieceğini söledi..se nemin yardımıyla ayağa kalktı ve senemin yardımıyla tuvalete gitti..az sonra senem geldi ve yine krşıma oturdu..hiç bişey konuşmuyorduk sadece tv ye bakıyorduk ikimizde..arad a göz göze geliyorduk ama hemen gözlerimizi kaç ırıyorduk biribirimizden..ben yine çaktırmadan izliyordum sen em i.. .oda benim izlediğimi biliyordu ama az önceki gibi rahat değildi..bi süre sonra içerden seslendi kocası senem yanına gitti ve beraberce g eldiler..yanıma oturdu kocası senem sonra içeri gitti ve bi daha gelmdi..bu arada maçın 2. devresi başlamıştı ve izlemeye başladık..senem görünmüyordu ortalarda ben maçı bırakıp senem i düşünmeye başlamıştım..kocasına tuvalete gitmem gerktiğini söledim tuvaletin yerini sordum..oda koridorun sonunda ki kapı olduğunu söledi ve bende kalktım tuvalete gittim kocası bu arada gelirken bi bardak getirmemi istedi mutfaktan..tuvalete gittim işimi gördüm ve çıktım mutfak yandaki kapıydı sanırım ışık yanıyordu..içeri baktığımda senem im bişeyler yaptığını gördüm mutfak tezgahında..sırtı bana dönüktü bi süre kalçalarını izledi m hiç bişey demeden..tuvaleteni ışığını söndürünce sene m in haberi oldu orda onu izlediğimden sadece başını cevirdi ban a baktı ve hiç tepki vermeden işine dewam etti.. daha fazla dayanamicamı anladım ve yanına girdim yavaşca ve bi bardak istedim..hiç istifini bozmadan bana hemen üstündeki bardakları gösterdi ve burda alabilirsin ellerim dolu kusura bakma dedi.bardakları almam için senem in üstünden elimi uzatmam gerekiyodu ve ölede yaptım..ama yetişemedim yetişmemm içn senem e dokanmam gerekiyodu ve yavaşca kalcalarına doğru yanaştım ve bardağa uzandım bardağı tutmuştum ama erkekliğimde senem in kalçalarına değiyordu..senem hiç tepki vermiyordu olumlu yada olumsuz..ben bi elim yukarda bardak ta diğer elim tezgahta erkekliğimde senem in kalçaları arasında ölece duruyordum.yavaşca hareket ediğ erkekliğimi senem in kalçalarında oynatmaya başladım..senemde ister istemez karşılk verdi buna .senem in nefesinin kesildiğinin farkındaydım nefes alış vereişleri hızlanmıştı tam bu sırada eşinin sesi duyuldu içerden bende apar topar bardağı alıp içeri geçtim senemdde bir 10 dk sonra geldi içeriye arada ona bakıyordum ama hiç o bana bakmıyordu.derken maç bitti ve sonuç hakkında kısa bi konuşma sohbet yaptık kocasıyla ve izin istedim..ayağa kaltım gitmek için ama kocası kusura bakma biraz fazla içtim kapıya kadar uğurlayamicam özür dilerim senem geçirsin seni kapıya dedi.bende sorun değil siz rahatsız olmayın dedim ve kapıya yöneldim.senem le son kez göz göz gelmek için ii geceler dedim ama o gözleri önünde ii akşamlar dedi ve bana bakmadı..bi üst kata kendi ewime geçtim. bi duş alıp yatmayı düşündüm.duşa girdim duşumu alıp çıktım.kendime bi bardak su alıp pencerenin önüne geldim ve dışarıyı izlemeye başldım dışarda yaz olmasına rağmen yağmur başlamıştı..sıcak bi hava vardı ama yağmur yağıyordu.yaz yağmuru yani.ewim bi apartmanın teras katıydı..yağmur damlalarının kiremitteki sesini dinlemeye başladım bi yandan da.önümde geniş bi teras vardı üstü acık.. yağmurun oraya yağışını izleyip akşamın muhasebesini yapmaya başladım kendikendime ..senem i kocasını düşündüm..senem le mutfaktaki halimiz gözümün önüne geldi..bir 10 dk kadar yağmuru izleyip sonra terasa çıkmayı düşündüm.üzerimde sadece boxer ım vardı ve terasa çıktım..yağmurun altında bi 10 dk kadar hiç bişey yapmadan ölece bekledim kentin ışıklarını izledim..sırılsıklam olmuştum ama hoş bi duyguydu bu ..birden kapının zili çaldı sanıırm gelen kapıcıydı çöpü almak için gelmişti..gittim çöpçü olduğunu düşünerekden kapıyı açtım..karşımda senem duruyordu..hiç bişey demedin gözlerimin içine bakıyordu sadece..20 sn kadar gözlerimizin içine batık biribirimizin.senem sonra beni boydan süzmeye başladı ..ıslak vucudumu ıslan boxer ımı..sonra tekrar gözlerimin içine bakmaya başladı..ve birden ikimizde biribirimize hamle yapıp deliler gibi öpüşmeye başladık kapının önünde.. neler gelecek şimdi başına ..yağmur diyodun al sana yağmur bi süre kapı önünde öpüştükdan sonra dudaklarımız biribirinden ayrılmadan içeri girdik ve kapıyı kapattık..senem ihemen kapının önünde duvara dayadım ve kollarını yukarı kaldırıp dudaklarımıla yüzünü boynunu kulaklarını yalamaya başladım dilimle..sonra kollarını saldım aşağıya ellerimle elbisesinin üzerinden göğüslerini avuçlamaya başladım..elbise diyorum çünki 1 saat önceki leri değiştirmiş üzerine şimdi askılı yine göğüs dekoltesi oldukca açık diz üstü bolca eteği olan bi elbise giymişti..bi yandan ellerimle göğüslerini avuçlarken diğer yandan da delice öpüyordum.senemde ellerini kalçalarıma atıp beni kendine çekiyodu iice..daha sonra dilimle elbisenin üzerinden göğüslerinle oynarlken ellerimide aşağıya kalçalarına indirdim ve kalçalarını iice sıkıp kedime çektim…kadınlığın erkekliğime bastırdım iice.daha sonra yavaşca elbisenin askılarını aşağıya indirdim ve göğüslerini meydana çıkardım..içinde sütyen yoktu biraz kendimi geri çekip göğüslerini izledim sonra da yavaşca dilimi değdirmeye başladıım göğüs ucuna..dilimin ucu ile göğüs uçlarına dokandım önce uclarında daireler çizdim ellerimlede kalçlaeını sıkmaya dewam ediyordum.sonra göğüslerini ağzıma alıp emmeye yalamaya başladım uclarına minki ısırıklar attım..epey bi zaman göğüslerini ağzımla yaladım sonra yavaşca aşağıya kaydım ve elbisesini beline kadar indirdim.yere dizçöküp göbek deliği etrafını yalamaya başladım dilimle.bi yandan da ellerimle kalçalarını sıkıyordum..sonra yavaşca elbisenin eteğini topladım belinde ..şimdi senem in elbisesi alttan ve üstünden belinde toplanmış bi haldeydi.yerde diz üstündeydim ve kulodu karşımda duruyordu diliimi yavaşca kuloduna değdirdim ve usul usul kulodunun üstünden amını yalamaya başladım senem in…sonra külodunun üstünden hoyratca yalamaya başladım dişledim ..sendem aldığı zewkden başımdan sıkıca tutup amına doğru bastırmaya başladı..sonra usulca külodunu aşağıya indirdim ve amı karşımda ölece duruyordu..önce izledim bi süre sonra dilimi değdirp çektim geriye.tekrar değdirip tekrar çektim..dilimin her değişinde senem irkiliyordu.sonra dilimin yavaşca aşağıdan ykarıya doğru kaydırarak amını yalamaya başladım..sadece dilimin ucuyla amının yarığında gidip geldim bi süre sonra senemi duvara yüz üstü cevirip kalçalrını iki elimle yana actım ve arkadan amına dilimi değdrip yalamaya başladım..dilimi amının deliğine sokup akan zewk sularını içtim..sonra dilimi amının deliğine sokmaya başladım..dilimle siktim adeta önce..sonra usulca ayağa kalktım ve duvara ben dayadım sırtımı..bu sefer senem eğildi yere ve sikimi bi çırpıda çıkardı boxer ımdan…önce yavaş yavaş eline alıp okşadı sonra ucuna öpücükler kondurup yalamaya başladı..alabildiğinc ağzına alıp sikimi emdi vakumladı..bu işi süper yapıyordu..bi süre sikimi yaladıkdan sonra onu ayağa kaldırıp yine yüzünü duvara cevirdim..kalçalarına eğilip öpücüklr kondırdım ve yaladım tekrar..ve ayağa kalkıp yerimi aldım ve usulca sikimi senem in amına sokmaya başladım..senemde daha rahat girebilmem için kalçalarını belini eğip iice geriden geriye çıkardı.yavaşca girdim içne önce sikimin kafasını soktum sonra tekrar geri çıktım ..bu işlemiz bi kaç kez tekrarladım..sonra yavaşca biraz daha girdim amında..yarıya kaddr girdim..senem artık sok demeye başlamıştı bense hala yarıya kadar girip çıkıyordum tekrar..sonra yine soktum yarıda beklemeye başladım senem kalçalarımdan yakalayıp geriden beni kendine çekti ve sikim tamamen amında kayboldu..şimdi tamamen içindeydim..biraz bekledim ve git gel yapmaya başladım amında..ellerini duvara kaldırıp ellerimle hapsettim ve önce yavaş yavaş giderekde hızlanarak sikmeye başladım senem i..her içine girdiğimde senem in yüzü duvara yapışıyodu..bi süre sonra içinden hiç çıkmadan senem i kanepenin kenarına dayadım ve tekrar gidip gelmeye başladım içinde hızlıca..bi müddet bu şeklde siktim senem i..sonra içinden çıktım ve ikimiz bi yer euzandık ve sevişmeye başladık tekrar..her ikimizde deli gibi önümüze gelen yerlerimizi yaladık öptük ve sonrada 69 a geçtik..senem sikimi yalerken bende senem im amını yaladım senem üstte ben altta biribirmii yaladık bisüre..sonra senem doğruldu ve yüzü bana dönük olarak sikimin üstüne yavaşca oturdu..hızlı hızlı üstümde zıplamaya başladı..bi süre ben doğruldum ve içinden çıkmadan senem iyere yatırdım ve bacak arasına girip olabilidğince hızlı bi şekilde sikmeye başladım ..daha sonra bacaklarını omuzuma aldım ve pompalamaya dewam ettim..ikimizde zewkin doruklarında uçmaya başlamıştık ve garip sesler çıkarıyorduk..birden senem dur dedi ve beni ittirip teras kapsısını actı ev dışaruya yağmura çıktı o halde..ileriye kadar gidip korkuluklara dayandı ve hiç bişey yapmadan izlmeye başladı şehrin ışıklarını.. bende kapıda senem i izlemeye başlamıştım..senem yağmurdan sırılsıklam olmuştu ve şehrin ışıklarının senem üzerindeki yansımaları ıslak vucudunda harika görünüyordu..sonra senem bana dönerek gel dedi ve tekrar şehri izlemeye başladı..yavaşca yanına yaklaştım ve arkadan ona sarılıp beraberşe şehrin ışıklarını izlemeye başladık. bi süre sonra senem elini aşağıya indirip sikimi avuçladı ve hafif bana dönerek onu içimde istiyorum dedi..ve elleriyle korkuluklara eğilip kalçalarını arkadan bana sundu ve hadi gir dedi..ben de yavaşca sikimi senem im amına sokmaya başladım ve soktum tamamen biraz bekleyip yavaş yavaş gidip gelmeye başladım içinde..üzerimizde yağan yağmur ve şehrin ışıklarını izlerken senem le ben catıda sewişiyorduk ilginç ama bi o kadar da güzel bi deneyim olmuştu..bi süre o şekide senem i korkuluklara dayanmış olarak siktim sonra senem yere 4 ayak üstüne çöktü ve ben yarı ayakta sikmeye başladım senem i..üzeimizde yağan yağmur damlaları altında sewişmek çok güzel bi histi ikimiz içinde..bi süre sonra bu kezde senem i sırtüsü yatarıp bacaklarını omuzuma aldım ve içinde gidip gelmeye başladım tekrardan..her girdiğimde senem in ağzından agarip sesler çıkıyordu..sanırım zewk in doruklarındaydı..artık bende boşalmak üzereydim ve bacaklarını omuzumdan indirip arasına girip sikmeye başladım..ellerimle omuzlarından tutup kendime çekiyordum ki sikimin her bi cm i dışarda kalmasın diye..bi süre bu şekilde deli gibi gidip geldim içnde ve daha fazla dayanamayıp senem in içine patladım..bi süre hiç bişey yapmadan senem in üzerinde abanıp ölece kaldım..daha sonra çinde çıkıp senem in yaznına uzandım ve beraber yağmurun altında bi süre ölece hiç bişey yapmadan sadece gökyüzünü yağmuru izledik..sonra senem gitmeliyim artık dedi ve içeri gectik..eşini sorduğumda sızıp kaldığını söledi problem yok dedi..ben kalmasını söledim ama bugünlük yeter bu kadar deyip dudağıma bi öpücük kondurdu..sonra sırılsıklam olan elbisesini düzeltti.tekrar bi öpücük kondurdu ve görüşücez tekrar deyip ayrıldı…………. evli bekar dul her ne olursa olsun ciddi ve gizlilik prensibi olan bayanları bekliyorum
Selam arkadaşlar size başımdan geçen kesinlikle gerçek bir olayı anlatacam. Bazı hikayeler bana inandırıcı gelmiyor neyse olaya gelelim yaklaşık olarak 4 yıl önce başlayan ve halen devam eden başımdan geçen bir sex hikayesini anlatacam.
Biz bir beyaz eşya bayisiyiz, yan tarafımızdaki boşalan dükkanı, dükkan sahibi bizden kiraya vermemizi istedi. Daha önceden tanıdığımız bir iç giyim dükkanı vardı. Ancak dükkan pasajda alt katta olduğu için iş yapmıyordu ve dükkan arıyorlardı. Bende sordum kiralık dükkan var diye hemen kabul edip taşınmaya başladılar. Kadının bir kız kardeşi ve memur bir kocası var. Taşınmalarında bizim kamyonetle onlara yardım ediyordum. Kadının kız kardeşi o kadar güzel değil işin açıkçası ama muhteşem bir fiziği ve dolgun kalçaları vardı. Malları yüklerken, indirirken, eğilip kalktığında gözlerimi alamıyordum götünden ve sikimde şahlanıyordu. Kot pantolon vardı allahtan üstümde derken şakalaşarak taşıyoruz hepimiz birden ve bazen kapıdan geçerken kızın arkasından geçiyorum, yumuşacık dolgun götüne değdikçe çıldırıyorum. Neyse ki akşam başladığımız taşıma gece 11:30 saatlerinde bitti ve düzeltme işini de yarın yapalım dediler. Biraz dinlenelim dedik ve eve gittik onları da evlerine bıraktım. Evleri çok yakındı zaten, ben eve giderken hemen asılmaya 31 çekmeye başladım. Aklıma sokmuştum bu kızı düzeltmeyi 1 kaç gün geçti dükkanı düzeltmelerinde onlara yardımcı olma bahanesiyle baya samimileştik.
Dükkan bitti satışa başladılar 15 gün falan geçti adeta kızla kanka olduk. Sabahları o açar ablası geç gelirdi. Derken ellerini tutuyorum muhabbet epey ilerledi yanağından öpüyorum bişey demiyor. Ama emin olamıyorum kızdan, bir akşam dükkanı kapatacakken yanına gittim yine ayaktaydı gıdıklamaya başladım yapma dedi güldü. Sonra durdum ve dudağına yapıştım öptüm hiç ama hiç bir tepki vermedi ne olumlu ne olumsuz o arada ellerimi de göğüslerine atıyorum. Ondan da hiç tepki gelmeyince bıraktım. Bana baktı ağlar gibi oldu yazıklar olsun dedi. Ben o anda çılgına döndüm ya ablası ve eniştesine anlatırsa diye ve hoşça kal bile demeden ağlamaklı gözlerle eve gitti. Çok korkuyordum aslında telefonuna mesaj üstüne mesaj atıyordum. Sabah oldu ve geldi selam verdim suratı asık akşama kadar uğraştım senden hoşlanıyorum dedim. Şu bu derken birde evliyim ben bu arada bunu biliyor.
Bana akşam 8 gibi telin açık olsun dedi. Tabi akşama kadar gönlünü aldım. Neden diye sordum görürsün dedi ve korkuyordum aslında ama tamam dedim. Her zaman açık zaten telim dedim. Saat 7:30 gibi aradı beni ve nerdesin diye sordu, çarsıdayım dedim bize gel dedi. Çok korktum eniştesine mi söyledi yoksa dedim. Sordum yok sen gel dedi. Olmaz dedim dayanamadı anlattı eniştemle ablam misafirliğe gitti ve ben yalnızım şuanda dedi. Dün yarım kalmış işini yapmak istiyorsan gel dedi. Hemen koşarak giderken yolda yoksa beni oyuna mı getiriyor diye düşündüm ve sonra aklıma eniştesini aramak geldi. Aradım sordum nerdesin abi içelim mi bu aksam dedim. Ben misafirliğe gidiyorum yengenle dedi. Hemen koşarak gittim kapıda aradım cebini kapıyı aç dedim.
Kapıyı açtığında üzerinde kırmızı muhteşem bir transparan gecelik vardı. Odada ışıkları söndürmüş, 3 mum yakmış, mutfakta bişeylerle uğraşıyordu. İçeri aldı beni sarıldı öpüştük biraz dur işim var mutfakta dedi ve mutfağa gitti. Bende 1 dakka sonra dayanamadım peşinden gittim makarnayı yapmış tezgahta salata yapıyordu ikimiz için ben arkadan beline sarıldım ve arkadan o muhteşem kalçasına yapıştım. Boynunu öpüyor bacaklarını okşuyordum. Bir elimde memelerinde ve aynen öyle eğildim, gecelikle götünü öpüyordum. Tangayla takımdı gecelik kalçasının arasına parmağımı sokuyor dilimle arasını yalıyordum. Dayanamadı bana doğru döndü ve ben tangayı yana çektim muhteşem bir amcık karşımda sulanmış ve yumuldum yalamaya derken basımı bastırıyor ve inliyordu. Yukarı çekti beni ve memelerini ağzıma soktu ben amını yalarken o sutyeni çıkarmış elini benim sikime atıp pantolonun üstünden okşuyor. Elini kemerime atıp açmaya çalıştı ben yardım ettim bir saniyede çıkardım pantolonu ve dikleşen sikimi görünce önümde eğildi büyük bir iştahla ağzına aldı. Ben saçlarından tutup boğazına kadar sokuyorum dayanacak gücüm yoktu ve kaldırıp onu mutfakta yere yatırdım ve bacaklarını açtım aklımdan acaba bakiremi diye geçiriyorum ama hiç sormadım oda bişey demiyor ve sikimi doğrulttum o ıslak amına sok artık dedi. Bende yavaşça geçirdim biraz zorlandı ıkınmaya başladı. Ben korktum bakiremi diye ama dibine kadar sokmuştum sikimi çıkardım bişey yoktu. Kanmı baktın diye sordu yok dedim korkma bakire değilim dedi ve git gel yapmaya başlar başlamaz patlayacak gibi oldum çıkardım ve memelerinin üstüne volkan gibi patladım. O beni yatırıp sikimi emmeye başladı 2-3 dakka sonra sikim yine kalkmış vaziyetteydi ve tekrar yattı. Ben yine geçirdim köküne kadar amına gidip geliyorum. Bacaklarını belime dolamış altımda bende dudaktan öpüyorum onu ve kokluyorum derken sım sıkı sarındı bana kendine doğru çekiyor ve inliyor. İnleme sesleri yükseldi ve öyle bir boşaldı ki bende heyecana gelip kaldırıp onu domalttım. Sakın arkamı aklından geçirme vermem dedi. Benim çok istememe rağmen yok dedi ve kıramadım onu domalttım arkadan yine amına geçirdim. Arkadan bastırdıkça sanki götünü siker gibiydim ve tam boşalacakken döndü ve dilini uzattı yüzüne doğru boşaldım.
O gece saat 12 ye kadar beraber tam 5 kere boşaldık. Halende fırsat bulursak yapıyoruz ama eniştesinin tayini çıktı gittiler. Ben onlara ara sıra uğruyorum. Arada 650 km var o kendi annesiyle kalıyor şimdi ve uğradığımda muhteşem sexsimize devam ediyoruz. Bir sonraki hikayemde beni yengesine anlattığı ve sonrasında yengesiyle beraber olduğum anıyı anlatacam sizlere byeeeeee
arabic ass nacked ass sacking Sexy Arabian girl in bikini love romance bikini, hot, girls, sexy, models, women, UAE, Turkey, actress, Arabian, Arabia, Arabic
pvplayer sis pvr plus pass qcad 2 2 2 0 appaloosa megaupload blogs bacchus black brown dog creek s01e01 la hungara pixie spank gypsys tramps and thieves mp3 groped mediafire stratojet kenyon audiobooks kruger park private gold download lance bennett seth ultra rip ollie schulz und der hund marie oxfordspanish paradise first mix megaupload lezley zen swanson megaupload tuesdays with morrie rapidshare volvo ocean kawd242 little my star 4shared
anal En Yeni Video bedava film izle bedava sinema izle bedava video izle En Yeni Video Erotik Tv erotik video izle erotik videolar Erotik Videolar film izle full porno izle full sex izle full sikiş izle izlesene izlesene.com komik videolar Komik Videolar LEZBİYEN En Yeni Video liseli En Yeni Video porno porno En Yeni Video porno film porno film izle porno izle porno tv porno tv izle reklam filmi izle seksi kızlar seksi mankenler sex En Yeni Video sex tv sex tv izle sex videoları sinema izle sıcak video izle tecavüz En Yeni Video türk En Yeni Video türkçeporno En Yeni Video video izle Video Klip İzle vidivodo vidivodo.com vidivodo izle vizyon filmleri youtube
yabancı porno sex
porno+fi+im
18+yaş
full+sikiş
türk+porno+filmleri+full +izle
full porno
ufak+kız
mature+porno
trımax porno film
uyesizgentr
göte+koyma
siber sex
şişmankadın+porno
altan+pornosu
ev de tecavü
granny+70
fatma+girik+çıplak+meme
liseli+türk+porno
sinema izle fuul porno
pornoflim
seks izle
erotik video
film izle
porno
pornoflim
mrb ben yıldız 28 yasında evlı alımlı bır bayanım esım bılgısayar tamırcısı isyeri evimize yakın oldugu ıcın yemeklerıni genelde ben verırım eşimin iki tanede elemanı var yemekleri ya ben götürürüm yada kalfalar alırlar kalfanın biri adı serhat askerlıgını yaptı geldı ve gene yanımızda ıse basladı askere gıtmeden altı ay once ıse baslamıstı boylu poslu yakısıklı bır oglandı bır gun annesı dukkana gelmıs ve ablası hayırlı bır kısmet cıksada eversek su benım oglanı fılan demıstı serhat bırazda bundan destek alarak bana bıraz daha yakın olmaya basladı ıste abla naptın buldunmu arıyonmu gıbı sorular soruyordu bende gercekten
arastırıyordum ısyerınde bırazda aıle gıbı olunca rahat hareket edıyordum genelde ya dız boyu etek ve ya kot pantolon gıyerdım ama uzerımde muhakkak yarım boy pardesu olurdu yanı bıraz rahat gıyınırdım esımde zaten oyle gıyımeme bır sey demezdı ama etek gıydıgımde tabı oturdugum zaman etegın boyu kısalıyor bacaklarım dız kapaklarıma kadar gorunuyordu hatta esım bır kac sefer uyardı nede olsa genc cocuklar dıkkat et fılan dıye bır gun gene yemek yaptım ama evdede ıs yaptım terledım dusa fılan gırecek gıbı olunca esımı aradım ve elemanı yollada yemegı vereyım dedım......(DEVAMI...)
adult hikayeler arabada sex birebir hikayeler birebir sex burcuyla sex cinsel hikayeler cinsel sohbet dersanede sex ensest hikayeler erotik hikayeler erotizm evli sex hikayeleri Eşli Hikayeler gay hikayeleri jigolo kameralı sohbet komşu kızı sikiş liseli sex liseli sikiş necla ile sex otobüste sex otobüste sikiş porno porno hikayeler porno hikayeleri seks hikayeleri sevgili sevgiliyle sex sex sexhikayeleri sex hikayeleri sex hikayeleri sikiş sex sikiş hikayeleri sex sohbet sex öyküleri sikiş sikiş hikayeler sikiş hikayeleri sikiş izle tatilde sex tecavüz hikayeleri teyzemle sex travesti hikayeleri türbanlı sex türbanlı sikiş
SON YAZILAR
Turbanli Sekreterim ve Arkadasi Merhabalar benim ismim Turan 35 yaşında evliyim minyon olmama rağmen bayanların ilgisini cekmekteyım ufak bir bürom var sekreterim ısten ayrılması nedeniyle gazete ilanıyla sekreter ilanı vermıstım. Gelenlerin arasında kapalı evli bir bayan alımlı olmamasına rağmen pazartesi işe başlamasını söyledim . İşlerim yoğun olması nedeniyle fazla emine hanımla konuşamıyorduk yalnız bir gün dar uzun ve kırmızı etekli bayanlardan hoşlanırım diye bir konuşma geçmişti aradan birkaç gün gectiginde emine hanım hoşlandığım tipte bir kıyafetle geldi ve yırtmaçlıydı benim gözüm gidiyordu ancak evli olması ve benimde tabiki aman boş ver gaza gelme dedim emine hanım nasıl güzelmi kıyafetim dedi bende çok hoş dedim mutfaktan bana cay getirmeye gittiğinde çok harika bir kalçası olduğunu fark etim neyse emine hanımla sohbetimiz tam başlamıştı artık aile sorunları seks vb. Ankara dışında bir işim olması nedeniyle iki gün gelmeyeceğimi söyledim ve Ogün eve gittim akşam işimin öbür haftaya kaldığını telefonla arıyarak söylediler ertesi gün bende biraz rehaveten işe geç gittim elektrikler kapalı olmasından büronun kapısını tıkılatım açan olmadı tabiki biraz kızarak kapıyı açtım ışıklar yanıyordu ama koridorda kimse yoktu ........(DEVAMI...)
pvplayer sis pvr plus pass qcad 2 2 2 0 appaloosa megaupload blogs bacchus black brown dog creek s01e01 la hungara pixie spank gypsys tramps and thieves mp3 groped mediafire stratojet kenyon audiobooks kruger park private gold download lance bennett seth ultra rip ollie schulz und der hund marie oxfordspanish paradise first mix megaupload lezley zen swanson megaupload tuesdays with morrie rapidshare volvo ocean kawd242 little my star 4shared
anal En Yeni Video bedava film izle bedava sinema izle bedava video izle En Yeni Video Erotik Tv erotik video izle erotik videolar Erotik Videolar film izle full porno izle full sex izle full sikiş izle izlesene izlesene.com komik videolar Komik Videolar LEZBİYEN En Yeni Video liseli En Yeni Video porno porno En Yeni Video porno film porno film izle porno izle porno tv porno tv izle reklam filmi izle seksi kızlar seksi mankenler sex En Yeni Video sex tv sex tv izle sex videoları sinema izle sıcak video izle tecavüz En Yeni Video türk En Yeni Video türkçeporno En Yeni Video video izle Video Klip İzle vidivodo vidivodo.com vidivodo izle vizyon filmleri youtube
yabancı porno sex
porno+fi+im
18+yaş
full+sikiş
türk+porno+filmleri+full +izle
full porno
ufak+kız
mature+porno
trımax porno film
uyesizgentr
göte+koyma
siber sex
şişmankadın+porno
altan+pornosu
ev de tecavü
granny+70
fatma+girik+çıplak+meme
liseli+türk+porno
sinema izle fuul porno
pornoflim
seks izle
erotik video
film izle
porno
pornoflim
..........Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlar.Birden genç takılıp düşüyor ve canı yandığı için "ah!"diye haykırıyor.İleriki dağın tepesinden "ah!" diye bir ses duyuluyor ve şaşırıyor.Merak ediyor ve "sen kimsin?" diye bağırıyor.Aldığı cevap "sen kimsin?" oluyor.Aldığı cevap "sen kimsin?" oluyor.Dağdan gelen ses "sen bir korkaksın" diye cevap veriyor. Bunun üzerine genç babasına dönüp "baba ne oluyor böyle ?" diye soruyor. "oğlum" der adam dinle ve öğren! Dağa dönüp "sana hayranım" diye bağırıyor.Gelen cevap " sana hayranım " oluyor. Baba tekrar bağırıyor, "sen muhteşemsin!" oluyor. Oğlan çok şaşırıyor ama halen ne olduğunu anlamıyor.Baba açıklamasını yapuyor:Oğlum insanlar buna "Yankı" derler, ama aslında bu "Yaşamdır." Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir, yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğin zaman daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren! Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, herkes için geçerlidir. Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada yansımasıdır.
O KADAR DA
ÖNEMLİ DEĞİLDİR BIRAKIP GİTMELER,ARKALARINDA DOLDURULMASI MÜMKÜN OLMAYAN BOŞLUKLAR BIRAKILMASAYDI EĞER...
DAYANILMASI O KADAR DA ZOR DEĞİLDİR,BÜYÜK AYRILIKLAR BİLE EN GÜZEL YERDE BAŞLATILSAYDI EĞER...
UTANILACAK BİR ŞEY DEĞİLDİR AĞLAMAK, YÜREKTEN ÜZÜLÜP GELİYORSA GÖZYAŞI EĞER...
YÜZ KIZARTICI BİR SUÇ DEĞİLDİR HIRSIZLIK, ÇALINAN BİRİNİN KALBİYSE EĞER...
KORKUCULACAK BİR YANI YOKTUR AŞKLARIN,İNSAN BÜTÜN
DERİLERDEN SOYUNABİLSEYDİ EĞER...
O KADAR DA YÜREK BURKMAZDI ALIŞILMAZ BİR SES, HİÇBİR ZAMAN DUYULMASAYDI EĞER...
DAHA ÇABUK UNUTURDU BELKİ SU SIZDIRMAYAN SARILMALAR, KARA SEVDEYLA SARIP SARMALAMASALARDI EĞER...
BELİRSİZLİĞE YELKEN AÇARDI İRİ ELA GÖZLER, ZAMANLA ÖYLESİNE DELİCE BAKMASALARDI EĞER...
ÇABUK UNUTULURDU ISLAK Bİ ÖPÜCÜĞÜN YAKICI TADI, BELKİDE KALP GÖĞÜS KAFESİNE O KADARDA YÜKLENMESEYDİ EĞER...
YERİNİ BAŞKA ŞEYLER ALABİLİRDİ UZUN GECE SOHBETLERİNİN SON SİGARA PAYLAŞILMASAYDI EĞER...
DÜŞLERE BİLE KAR YAĞMAZDI,HİÇBİR ZAMAN, MEYDAN SAVAŞLARINDA KORKULAR AŞKI
AĞIR YARALAMASAYDI EĞER...
SU GİBİ AKIP GEÇERDİ HİÇ GEÇMEYECEKMİŞ GİBİ DURAN ZAMAN, BEKLEMEYE DEĞECEK OLAN GELECEKSE SONUNDA EĞER...
RENGİ BİLE SOLARDI DÜŞLERDEKİ SAÇLARIN ZAMANLA, TANIMSIZ KOKULARI YASTIKTA YAPIŞIP KALMASAYDI EĞER...
O BÜYÜK , O GÖRKEMLİ, ÖLÜM BİLE ANLAMINI YİTİRDİ, YAŞANILMASI HERŞEY YAŞANMIŞ OLSAYDI EĞER...
O KADAR DA ÇEKİLMEZ OLMAZDI YANLIZLIKLAR, SON UMUT IŞIĞI DA SÖNMEMİŞ OLSAYDI EĞER...
BU KADAR DA ISITILMAZDI BELKİ DE BAHAR GÜNEŞLERİ, HER KAYBEDİŞİN ARDINDAN HAYAT YENİDEN BAŞLAMASAYDI EĞER...
KAHVALTIDAN ÖNCE SİGARAYA SARILMAK ŞART OLMAZDI BELKİ DE, DEV BİR ÖZLEM DALGASI MEYDAN OKUMASAYDI EĞER...
ANILAR KALIRDI BELKİ DE ZAMANLA İNCE BEL, NAMUSSUZ ÇAY BİLE İNCE BELLİ BARDAKTAN VERİLMESEYDİ EĞER...
UYKUSUZLUKLAR YAKIP GEÇMEZDİ, KISACIK KESTİRMELERİN ARDINDAN, DOKUNULASI İPEKTEN BİR O KADAR UZAKTA OLMASAYDI EĞER...
ISSIZ BİR YUVA BİLE CENNETE DÖNÜŞEBİLİRDİ BELKİDE SICAK BİR GÜLÜŞLE ISITILMASAYDI EĞER...
YOKSUL DÜŞMEZDİ YILLANMIŞ ŞARAP TADINDAKİ ŞİİRLER, BÖYLESİNE KULAĞINA OKUNACAK BİRİ OLMASAYDI EĞER...
İNANMAK MÜMKÜN OLMAZDI HER AŞKIN BAĞRINDA BİR AYRILIK GİZLENDİĞİNE BELKİ DE KARTVİZİTİNDE "ONCA AYRILIĞIN BİRİNCİ DERECEDEN FAİLİDİR" DENMESEYDİ EĞER...
GERÇEKTEN BOYNUNU BÜKMEZDİ PAPATYALAR, İHANETİNDEN
ONLARDA ATNI PAYINI ALMASAYDI EĞER...
ISIZLIĞA TESLİM OLMAZDI SAHİLLER KENDİ BELİRSİZ SAHİLLERİNDE, AMAÇSIZ GEZİNTİLERLE AVUNMAYA KALKMAMIŞ OLSAYDI EĞER...
SEN GİTİKTEN SONRA YANLIZ KALACAĞIM, YANLIZ KALMAKTAN KORKMUYORUM DA, YA CANIM ELLERİNİ TUTMAK İSTERSE...
EVET SEVGİLİ , KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN TER KOKUSUNU, KİM UZANMAK İSTERDİ İNCE PARMAKLARINA, MAZİLERİNDE GÖRKEMLİBİR YAŞANMIŞLIĞA TANIKLIK ETMİŞ OLMASALARDI EĞER...
Merhaba gülen gözlü arkadaşım! Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi. Biliyorum, üzülüyorsu n donuk gözlerle karşılaşınca... Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi olamaz... Aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini. Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı, bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler... Gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi. Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi... Hayır arkadaşım! Sevgi,sadece sevgiliye duyulmaz. Sevgi evrenseldir Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu, Onun yeri kalplerdedir Onun yeri bir bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları saçabilmek için... Evet,sevgi her yerdedir Yeter ki sen onu bulmak iste. Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte. Unutma arkadaşım! Sevgiyi duyabilmekle de is bitmiyor. Sevgiyi göstermek de gerekiyor. Hayat kısa arkadaşım, bugün olan yarin yok! Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarin çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini bilmeli. Simdi koş sevdiğinin yanına.. Önce ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse ve "seni seviyorum" deyiver, içinden gelen en sıcak sesinle Bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil.. Bu yalnızca, yüreğinin buz kapladığını zanneden insanlara biraz zor gelecekte. Ama onlar da senin gösterdiğin cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve ağlamayı öğrendiklerinde, inan her şey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak. Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez
Olmasa da olur dediğimiz insanlarla doludur hayatımız; tanıştığımız, selamlaştığımız; klasik cümlelerle iletişim kurduğumuz, yanıtlarını merak etmediğimiz sorular sorduğumuz...
İyi insan olmadıkları için mi uzak dururuz onlardan? Hayır, hiç sanmıyorum.
Gönülde biter her şey; akla yararlı gelse de samimi bir ilişki, gönlün hayır dediğine ısınmak mümkün olmaz.
İster dünyanın en yakışıklısı, ister en güzeli olsun; ister en zengini, ister en komiği; ne yapsa nafile; yüreğine ulaşamaz.
Başkası için özel olan, senin gözünde dünyanın en sıradan insanıdır ve ... yüzüne bakmaz kimisi vazgeçemediğim dediğinin...
Gönlümüzd& uuml;r hükümdar; kime ne paye vereceğini o belirler.
Kimine “dost”, “yar”, kimine “tanıdık”, “arkadaş” deyip, çıkar işin içinden...
Özünde iyi olduğuna inansam da insanların, herkesi sevemem onun yüzünden...
Hem, kalabalıktan da hoşlanmaz zaten; sevginin, sevdiklerinin hakkını vermek ister.
Sonuçta, sevmek büyük bir sorumluluktur; emek vermek gerekir, ilgilenmek...
Sevdiğim her insanın yaşamına bir anlam katmalıyım; zorlu ve vazgeçilmez bir serüven olmalı; dost dediğim insanlarla aynı zaman dilimini paylaşmak!
Hani, bilirsiniz işte! Dostlar vardır çiçek gibi; koklar koklamaz alır götürür bütün yüklerinizi...
Evsizseniz ya da odun kömür bulamıyorsanız yakmaya; uzundur kış geceleri...
Dostlar vardır soba gibi; yüreğindeki ateşle ısıtır ellerinizi... Dostlar vardır; fırtınada sığınak, güneşte gölge; yanarken buz gibi su dökmez üstünüze; aksine, harlandırır ateşi; bilir ki, yanmayanı hiçbir şey söndüremez. Dostlar vardır, yıldız gibi; hava kapalıyken bile, kapkara bulutların bekçisidir gökyüzünde ... Dostlar vardır, arada bir uğrayıp alt üst eder yaşamınızı; dili zehir zemberek, bakışları keskindir. Dostlar vardır gül gibi; sarılırken yaralanmayı göze almanız gerekir. Hani, kiminin yoluna halı sersen kar etmez; dostlar vardır, minder de kafi gelir; sen olursan fark etmez. Dostlar vardır; rakısız çözülmez dili, muhabbeti çekilmez; dostlar vardır, efkarının sebebi bir bardak demli çaydır. Dostlar vardır, omzu her derde devadır. Dostlar vardır, iyi bir öğretmen gibi, nasıl sorulacağını öğretir. Dostlar vardır dağ gibi vakur; toprak kadar bereketli, mert... Dostlar vardır; ney gibi hüzünlü, saz gibi asi; şiir kadar büyük... Dostlar vardır türkü gibi; her zaman söylenmeseler de her daim içinde taşır sevdasını; yangınını bulaştırır bir gönülden diğerine... Dostlar vardır baki; tanıştığın gün doğar, yittiği gün ölürsün! Zamana ve darbelere; yollara ve hasretlere dirençli... Dostlar vardır, közde mısır, kadehte şarap; ateşte yanmanın da, şarapla sönmenin de tadı damağındadır. Dostlar vardır; yüreğine kök salmış bir çınardır; hiçbir şey deviremez; gönülden gönüle kurulmuştur köprüler; ne yaşansa atılamaz! Dostlarımız vardır bizlere benzerler biraz... Dostluklar vardır, erken dolar vadesi; dostluklar vardır, devam eder ahrette!
İşte böyle dostlardır; her şeye lanet ettiğin günlerde bile, yaşamını güzel kılan...
Gönül, her yerde onları arar.
Ve bulduğunda haber gönderir bize; bir sıcaklık yayılır yüreğimize; bunda bir iş var deriz, takılırız peşine...
Bir donemecin ardinda harika bir mermer kapi gormusler; kapi, ortasinda bir cesme bulunan altin doseli bir meydana aciliyormus, cesmeden berrak bir su akiyormus.
Yolcu kapidaki bekciye donmus.
'Iyi gunler.'
'Iyi gunler,' diye yanit vermis bekci.
'Burasi harika bir yer, adi ne?'
'Burasi cennet.'
'Ne iyi, cennete gelmisiz, cunku cok susadik.'
'Iceri girip dilediginiz kadar su icebilirsiniz', demis bekci ve eliyle cesmeyi gostermis.
'Atimla kopegim de susadilar.'
'Kusura bakmayin,' demis bekci.
'Buraya hayvanlar giremez.'
Yolcu cok uzulmus, cok susamismis, ama suyu tek basina icmek istemiyormus. Bekciye tesekkur edip yoluna devam etmis. Epeyce bir sure yamac yukari gittikten sonra eski gorunumlu kucuk bir kapiya varmislar, kapi iki yani agaclikli toprak bir yola aciliyormus. Agaclardan birinin altinda, sapkasini alnina indirmis, uyur gibi yatan bir adam varmis.
'Iyi gunler,' demis yolcu
Adam basini sallamis.
'Atim, kopegim ve ben cok susadik.'
'Surada taslarin arasinda bir pinar var,' diyen adam eliyle orayi isaret etmis.'Istediginiz kadar su icebilirsiniz.'
Yolcu, ati ve kopegi pinara gidip susuzluklarini gidermisler.
Yolcu bekciye tesekkur etmis.
'Istediginiz zaman yine gelebilirsiniz,' demis bekci.
'Buranin adi ne?'
'Cennet.'
'Cennet mi? Ama mermer kapidaki bekci bana orasinin cennet oldugunu soyledi.'
'Orasi cennet degil cehennemdi.'
Yolcunun akli karismis 'Sizin adinizi kullanmalarina niye izin veriyorsunuz? Yanlis bilgi vermeleri buyuk karisikliga neden olur!'
'Hic de degil. Aslinda onlar bize buyuk bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarina sırt cevirenlerin hepsi orada kalıyor cunku.
Bir gün bir dağ güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.
Dedi ki, "Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor."
Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.
"İiiiiiiiihhhhhh , bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?"
Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.
Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başladı. Fare sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyre...
Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.
Deniz dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:
"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?
Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE."
Orta Asyada, savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk savaşçılar, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için, sırtlarını önceden bu amaçla hazırlanmiş bir TAŞ'a dayarlardı. Bu taş "ARKA-TAŞ" veya Azerbaycan'daki telaffuzuyla "ARKA-DAŞ" olarak adlandırılırdı. Dostluk kavramının zaman içinde,insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek kötülükler den koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu "arkadaş" kelimesi "dost" anlamında Türkçedeki yerini buldu. Sırtınız "arka taş" sız kalmasın..
Bir gün bir tanıdığı büyük filozofa rastladı ve dedi ki; "Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?"
"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrat. Bana birşey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna "Üçl&uum l; Filtre Testi" deniyor.
"Üçl&uum l; Filtre?"
"Doğru," diye devam etti Sokrat. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.
Birinci filtre: "Gerçek Filtresi"
"Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"
"Hayır," dedi adam "Aslında bunu sadece duydum ve ...
"Tamam," dedi Sokrat
"Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim,"
"İyilik Filtresini"
"Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birşey mi?"
"Hayır, tam tersi ..."
"Öyleyse," diye devam etti Sokrat,
"Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı."
"İşe yararlılık filtresi"
"Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?"
"Hayır, gerçekten değil."
"İyi," diye tamamladı Sokrat,
"Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?"
Bu, Sokrat'ın iyi bir filozof olmasının ve büyük itibar, saygı görmesinin sebebiydi.
Yakın ve sevgili herhangi bir arkadaşınız hakkında başıboş konuşmalar duyduğunuz her sefer bu üç filtre testini kullanmanız sizlere hararetle tavsiye edilir.
İnsan telefon defterini temize çekerken bazı isimleri eski defterinde bırakır. Onlar artık bir daha asla aranmayacaktır. Garip bir hüznü barındıran bu silik isimlere bakılır bakılır. Kimi okuldan sınıf arkadaşınızdır, kimi çok çabuk unutuverdiğiniz bir sevgili, kimi bir cafede aylarca herşeyi ama herşeyi paylayştığınız birisi; yada istifa ettiğiniz bir yerden bir arkadaşınız! Soyadları sorulmamış bir sürü hatırlanmayan isim de vardır defterde; ve şüphesiz üstünde isim olmayan telefon numaraları. Korkunç bir operasyonla onlarca hayat, onlarca güzellik bir çırpıda ortadan kaldırılır.
İnsan telefon defterini temize çekerken bazı isimler üzerinde durur. Onca zaman sonra birkez arasanız, sesini duysanız... Ona edilebilecek bir çift sözünüz yoktur! Birlikte gittiğiniz filmler, meyhaneler, evler birbirinizi yıllar sonra özlemenizi sağlayacak sevgiyi aşılamamıştır size. Yalnızca bir isimdir şimdi o. Temize çekerken atlarsınız hemen. Derhal çevirirsiniz sayfayı telaşla, alalacele. Oh, isim geçmişte kalmıştır.
İnsan telefon defterini temize çekerken hayatını da sorgular. Hangisi ihanet etmiştir, hangisi yalvarmıştır kendisini bırakmamaniz için; hangisinin bir süre sonra arkanızdan konuştuğunu duymuşsunuzdur; hangisi sizi en güzel öpmüştür; hangisi rüyalarınıza girmiştir, hangisinin ayak parmakları ilginizi çekmiştir; hangisinin burnundaki kıllar sizi aşırı rahatsız etmiştir; hangisine hediye alırken zorlanmışsınızdır; hangisiyle en hararetli tartışmalara girip kavga etmişsinizdir; hangisinin eşine siz de büyük bir aşk duyup bunu acıyla gizlemişsinizdir; hangisi için sabahlara kadar içip içip ağlamışsınızdır? Doğrular, yanlışlar, hatalar, tutkular! Birlikte Edip Cansever okuduğunuz o insanlar, solmuşlardır.
İnsan telefon defterini temize çekerken yalnızlığını da kanıtlar. Bütün bu insanlar şimdi nerede, ne yapmaktadırlar? Saat elbette dört'tür! Paradoks, labirent, koni, tüm bilimsel ifadeler ve mentalite tersine dönmüştür . Ters dönmüşüzd ür. Bu tek başınalık ve bu isim katliami aslında size ters gelir... Çalan telefona bakarsınız. Acaba? Acaba telefon defterini temize ceken bir arkadaşınızın son anda kurtarma çabası mıdır? Bir iki kırık sözcük, yarım yamalak bir buluşma, belki... Bilemezsiniz.
Lütfen, ama lütfen telefon defterlerinizi kaybetmeyiniz...
Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğün ü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
" Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?.."
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
" Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş...Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın.."
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi..
" Git o zaman.." İnanılması güç bir mucize.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen,kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
" Sana değmez! Hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim.
Bu zaten ölmüş.."
" Değdi teğmenim. " dedi asker..
" Nasıl değdi? dedi teğmen.. Bu adam ölmüş görmüyor musun?."
" Gene de değdi komutanım.. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.."
Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı
Bir gün Josef (kuzenim) sihirli bir saat aldı. Ve Esinlerin evine geldi. Büyülü saatin dümesine basınca 'klik' diye bir ses çıkıyordu. Ve 'klik' diye bir ses çıkınca Esin görünmez oluyordu. Josef bir sürü kez saatinin dümesine bastı ve Esin'i görünmez yaptı ve bir sürü kez görünür yaptı. Sonra saatinin pili bitti. Josef hemen bakkala gidip pil aldı büyülü saati için. Çünkü saatinin pili bitmişti. Bakkal ona pilleri verdi. Josef de onları hemen saatine taktı. Sonra Esinlerin evine geri geldi. Saatin dümesine bastı. 'Klik' diye ses çıktı. Ama Esin görünmedi. Sonra Josef anladı ki saatine yanlış pili takmıştı. Hemen bakkala gitti. Bakkal ona başka bir pil verdi. Josef bunu taktı ve eve gidip dümeye bastığında Esin göründü ama minnacık minnacık minnacık oldu. Ama bir daha saate bastığında Esin büyüdü. Ve sonra ikisi birlikte anladılar ki Esin küçülm&u uml;yordu. Çevredeki her şey büyüyordu. Balkon da büyüdü ve balkon dünyanın en büyük balkonu oldu. İçinde labirentler oluştu. Ve Josef, Esin'in oraya girmesini istemedi. Çünkü Esin kaybolabilirdi. Sonra yan binanın balkonuna baktılar ve oradaki şemsiyelerin döndüğün& uuml; gördüler. Bütün şemsiyeler rüzgâr gülü gibi dönüyordu. O sırada Deniz (Josef'in teyzesi, benim annem olan Deniz) Josefe şemsiyelere tutunursa uçacağını söyledi. Josef de şemsiyeleri tuttu ve uçtu. Josef şemsiyeyi tutup uçarken İngilteredeki evine gitmeye karar verdi. Bulutların hizasında uçmaya başladı. İngilteredeki evine giderken şemsiyeyi bıraktı ve bir buluta çıktı. Ve sonra bir buluttan öbürüne zıplaya zıplaya dolaşmaya başladı. Ve dolaşırken Türkiye'ye giden bir uçak gördü. Uçağa atladı ve içine girdi. Sonra Türkiye'de indi. O sırada herşey büyüdü. Pastacıdaki pastalar da büyüdü. Ve herşey sarı oldu. Josef sarı oldu. Onun saati de sarı oldu. Esin sarı oldu. Pastacıdaki pastalar da sarı oldu. Herşey, herşey sarı oldu. Sonra Josef kocaman bir dev oldu. Herşey eski renklerine döndüğü sırada Josef, Deniz ve Esin'i yedi. Sonra da Josef gri minnacık minnacık minnacık bir fare oldu. O fare olurken Esin ve Deniz onun içinden çıktılar. Çünkü ikisi de bir fareye sığamazlardı. Sonra herşey fare oldu. Bobi fare oldu. Bütün pastalar fare oldu. Esin de fare oldu. Herşey, herşey fare oldu. Sonra herşey eski haline döndü. Josef de insan oldu yeniden. Ve öykü bitti.
Küçük yaşlarda başlamıştı kahramanımız alinin serüveni. aslına bakarsanız o daha doğmadan yazılmıştı adı bu dağlara, ovalara, ırmaklara, ağaçlara. Babası da çobandı alinin dedeside. ali doğdğunda babası ona karlı dağların yamacından akan, kar sularının birleşerek çağladığı ırmak kenarlarındaki bir kamıştan kaval yapmıştı. o ağladığında kavalı sustururdu, o güldüğünde kavalı neşelendirirdi, tek oyuncağı bu kavaldı alinin çocukken. ali büyüdükçe sanki babasının gittiği o yüce dağların kendini çağırdını hisseder ağlardı. nihayet ilk kez babasıyla koyun sürüsünü alarak yola koyuldu küçük ali. henüz dört beş yaşlarındaydı ve oldukça da meraklıydı. sonun da ali gelmişti. dağlar kucak açtı, dereler şarkılar söylediler, ağaçlar onun için nefes alıp verdiler bütün gün. babası aliyi bir süre yalnız bıraktı. alışsın diye doğaya, buralara. artık alışmalıydı ali, bundan sonra o gelip gidecekti buralara, korkusuzca tek başına. Ali kavalına yanına alarak kucağın da bir küçük kuzu, etrafı gezmeye, kendini çağıran bu doğayı tanıyıp kucaklamaya karar verdi. yabancısı değildi sanki buralara daha önceleri gelmiş gibi, tanıdık geliyordu ona herşey. gözleri kapalı tarif edebilirdi sorsalar. kucağından yavaşça bıraktı kuzuyu sürüye katılsın diye ve yanından bir an olsun ayırmadığı kavalını çıkardı. bir ses ona hadi söyle diyordu. durma söyle! ali biraz düşündükten sonra, çözüverdi bulmacayı. kavalını sıcacık kalbine götürerek, sen benim en sevdiğim şeysin arkadaş dedi. bana öğretirmisin seninle konuşmayı. kaval önce tek tek notalardan başladı. sonra anlattı dağları, ağaçları, ovaları, ırmakları, kuşları. konuş benimle dedi ali. kaval devam etti söylemeye türküsünü. babası aşşagıdan gelen kaval sesini duymuştu. onu düşündüren öğretmemişti aliye kavalın dilini. aslında o da biliyorduki , babasıda ona öğretmemişti. ali zamanla büyüdü. on yedi, onsekiz yaşlarında kara gözlü esmer bir yiğit oluverdi. o kavalını her ağzına götürüşünde; koyun sürüsü peşine takılır, dağları geçer, ırmakları, ovaları gezerdi. kavalı sayesinde konuşurdu hayvanlarla, doğayla. o güne kadar karşılaşmadığı ama bir gün mutlaka tanışacağı çakallar sürüsü, alinin sürüsünü sarıverdi bir anda. paniğe kapıldi çoban ali, ne yapacağını bilemedi. gözlerinde yaşlar, yüreğin de korku vardı ilk kez. sıkıca kavradı kavalını, koşarak çakal sürüsüne doğru hamle yaptı. fayda vermedi daha da zorlaştırdı olanları. kavalı dile geldi hissetmişcesine herşeyi başladı namler dökülmeye kavaldan. dağlar dinledi sallandı .ağaçlar dinledi gürledi. ırmaklar dinledi azgın bir dalga gibi çağladı. rüzgar dinledi öfkelendi .çakallar dinledi utandı yaptğından kuyruklarını sokarak bacak aralarına , sessizce uzaklaştılar. bir daha cesaret edemediler bu çobanın sürüsüne yaklaşmaya. ali anladı ki bir parçasıydı bu olanların, sonuna kadar da öğle kalacaktı. ta ki oğluna devredene kadar işini. kaval aliyi hiç bırakmadı. babasını ve diğer babalarını da bırakmadığı gibi.
Bir baba... Bir adam geçiyor İstanbul'un caddelerinden. Düşüncelerinin ağırlığından sis inmiş taa gözlerinin içine. Buğulu bir camdan ne görünürse, o kadarını görebiliyor ancak! Seyircilerinin şaşkın bakışlarını; önlerinden geçip gözden kaybolana kadar onu takip ettiklerini; ağızlarını bıçak açmadan bu insanın kanını donduran manzarayı görmekten utandıklarını bilmeden yürüyor. Artık tükenmiş bedeniyle, iki yana savrulan insanlık damlalarıyla yürüyor... Yaşı kırkı geçmez ancak ona bakanlar bir tahmin yürütse ellili, altmışlı yaşlarda olduğunu pek ala söyleyebilirler. İki yana sarkmış ince ve kıvrımlı yanaklar, kak kat olmuş alın ve kararmış simsiyah gözler; ağlamaktan artık beyazı bile görünmez olmuş. Gözü görmüyordu dedim ya yine de o sürüyor seyyar satıcı arabasını. Yanında biri var... Belli çile onu da yaşlandırmış... Şehir içi işlek bir yolda arabayı ikisi kullanıyor, sağlı sollu park etmiş arabalara sürtmeden geçmek, arkadan gelenlere çarpılmamak yanındakinin görevi, sessizce konuşmadan sürüyorlar arabayı Zihni artık acıyı öyle işlemiş ki ne bir jest var suratında ne de başka bir ifade, öylece donuklaşmış. Kasketi hafif sağa eğilmiş, ağzında sigara; soğuk havada daha da derin nefes aldığını sanırsınız, ama değil bunlar hiç mühim değil... Hiçbir ayrıntı elleri nasırlaşmış adamın umurunda değil. Yanındakine bırakmış üşümeyi, o arabayı sürüyor nasırlı kara ellerle. Sigarası bitti mi? Yenisini yakmak için bile bırakmıyor arabanın mafsalını tek elle yanındaki yakıyor sigarasını. Ç ;aresizliğin ağır sorumluluğunu yendiği gün, bugün ama ne dese ki! O pişkin suratlı şoföre? -O napar be hocam? Onun danası izin vermemiş, evrakım eksikmiş, getirseymiş, tamammış. Düşünceleri kesik kesik; -Ulan ben nasıl adamım be hocam, bu kadar mı çaresizim be? Yine tuttuğunu hissediyor arabanın muhafazasını, ince ince yağan yağmura aldırmadan. Son görevim bu derken hastaneden çıkıp neredeyse fark etmeden üç dört semti geçmişler. Çok zor olmuştu hastaneden çıkarmak kızı ama herhalde yer kaplamasın diye salıverdiler onları... Herhalde duyuldu da ondan mı korktular? Bu na da şükür dedi. Gittikl eri yere varmak üzereydiler, az kalmıştı yolun sonuna. Görmüyordu arabanın üstünü ama hissediyordu taa içinden acıyı, en derininden, en yıkıcısından, en kahredeninden. Düşünmeden, düşünmekten kaça kaça, şimdi vardılar kimsesizler mezarlığına. Yanlarında getirdikleri kürek ve kazmalarla önce mezarı kazacak sonra da; -Mahallenin imamı gelir mi ki? Kim bilir bedava diye belki... Dü şünüyor adam, düşünmekten kaçmaya çalışarak. Bir yavrusunu hiçlikten kaybetmiş, ölüsün&uum l; hastaneden zor çıkarmış, bir araç bulamayıp, arkadaşının seyyar satıcı arabasını ambülans yapmış, ait olduğunu sandığı bir şehrin kabristanina götürmüş, dayanmış, dayanıyor, şimdi de gömecek... Yanında bilmem kim? Arabanın üstünde; bir kazma bir kürek ve onlarla oynayan bir küçük oğlan, bir tabut ve onun içinde ölmüş, ölmüş öldürmüş; bir küçük kız ve bir baba...
Her geçen gün araba sanayiinde Japonlara yenik düşen Amerikalılar bir gün araba teknolojilerini incelemek üzere Japonya'ya giderler. Fabrikayı gezerken bir köşede kutular içinde kediler görürler. Merak edip bu kedilerin ne işe yaradığını sorarlar. Japonlar cevap verir: - "Biz bu kedileri izolasyon testinde kullanıyoruz. Akşam giderken her bir arabaya bir kedi koyuyoruz. Sabah geldiğimizde ise arabada kedi ölüyse problem yok, eğer kedi yaşıyorsa arabanın problemli olduğunu anlıyoruz. Demek ki arabaya hava giriyor" diyorlar. Amerikalılar çok şaşırıyor. Geziyi tamamlayıp ülkelerine dönerken, "Bir de Türkiye 'ye uğrayalım" diyorlar. Türkiye'de bir araba fabrikasını geziyorlar. Yine bir köşede kutular içinde kedileri görüyorlar. Şaşırıyorlar. Dayanamayıp bu kedilerin ne işe yaradığını soruyorlar. Yetkili cevap veriyor: - "Biz bu kedileri izolasyon testinde kullanıyoruz. Akşam giderken her bir arabaya bir kedi koyuyoruz. Sabah geldiğimizde eğer kedi arabada ise problem yok, ama kedi arabadan kaçmışsa, arabanın izolasyon problemli olduğunu anlıyoruz..."
Kirpilerle (Erinaceus europaeus) insanların dostluğu, kirpinin, besleyen elden kaçmaması, kirpilik yapmaması (başını içe çekip yuvarlak bir diken yığını olmak) ve insanın bağırıp çağırmaması, kirpinin beslenme ve bakımına özen göstermesi, ondan emirleri anlamasını ve isteneni yapmasını beklememesi, kirpi doğasını olduğu gibi kabul etmesi, olarak anlaşılmalıdır.
Kirpinin dostluğu midesinden geçer. Sığır kıymasını, kalp etlerini, kuş karaciğerlerini, irmik lapasını, yumurta sarısını, kedi-köpek mamalarını ve meyveleri sever. Tuzlu yiyecekleri ve sütü beğenmez. Yiyeceklerini en hareketli olduğu akşam saat altıyla dokuz arasında tüketir. Yemekler hep aynı yerde verilmelidir ki insana güveni oluşsun.
Kirpiye çok yavaş yaklaşmalı öyle birden yanına diz çöküp, birden kalkmamalıdır. Zaten hayvanlarla çabuk dost olunmaz. İnsanları hemen her fırsatta denerler. Güvenilir olup olmadıklarını anlamak isterler.
Tehlike sezdikleri anda, kaçarlar. Ev içinden ya da bakıldıkları sandıktan kaçıp uzaklaşmaları olanaksız olduğundan “kirpileşirler&rdq uo;.
Hayvanlarla ve özellikle kirpiyle yakınlaşmaya çalışan insanlar daha ilk günde aynı hatayı yapar kirpiye öpücükler gönderir, şu ya da bu biçimde ağızlarını şapırdatır ya da güveni bozan sesle konuşarak kirpiye yaklaşırlar. Özellikle dudak şapırdatmak yersizdir. Çünkü kirpi dilinde dudak şapırdatmak “Çek git yoksa dikenlerimle işini bitiririm” demektir. Kirpiler arasındaki kavgalar bu ağız şapırdatmalarla başlar. Hatta o anda fotograf çekilirse hemen tostoparlak olur.
Kirpi, insana alıştıktan sonra bahçede bir çalı dibi kazılarak iki delikli bir çukur hazırlanmalıdır. Bunlardan biri doğuya diğeri de batıya bakmalıdır. Kirpi bu yuvaya girince deliklerden birini otlarla tıkayıp hava akımını (rüzgar) önler. Yuvanın içini bulduğu ot ve yosunlarla kendi döşer.
Kötü havalar başlayınca ikinci deliği de kapatır. Bu işteki zamanlaması o denli iyidir ki onunla yarışacak bir hava tahmincisi bulmak güçtür. Hatta ılık bir odada bir sandıkta beslenen ve dışarıdaki durumu hiç algılamayan bir kirpi, alışkanlığı olmayan bir saatte bir köşeye çekilip kıvrılıp yatarak yağmur yağacağını iki gün önceden anlar. Doğadaki her canlıdan öğrenilecek çok şey vardır. Yaptıklarını insanlar uygulayamazlar ama o işi yaparken ya da karşılaştığı sorunu çözerken kullandığı yöntem/yöntemle r, insanlara da yararlı olabilir. Bu yöntemleri doğadan öğrenebilmek için, doğa ve içindeki canlılar titizlikle korunmalıdırlar.